Salıpazarı Orman Köyü: Doğanın Sessizliğiyle Yazılan Mektup

Öyle bir yer düşünün ki, güne kuşların cıvıl cıvıl ötüşüyle uyanın. Dışarıyı kapının ufak aralığından koklayın ve içeriye dolan mis gibi orman kokusunu içinize çekin. İşte bu yer, huzuru ve sessizliği arayanların kaçış noktası Salıpazarı Orman Köyü. Özellikle şehrin gürültüsünden yorulan ve aradığı huzuru doğada bulanlar için en ideal yerlerden biri.

Sokaklarında dolaşırken burnunuza çalı çırpının kokusu karışırken bir yandan da mis gibi çay kokusunu hissediyorsunuz. Her sabah çay demleyen Naciye teyzenin evinden çıkan çay kokusu köye adeta tat veriyor.

Köyün meydanı bir başka canlı, çocuklar burada çeşit çeşit oyunlar oynuyorlar. Şenlik havasındaki bu meydana her gün Levent Amca'nın sevimli köpeği Aşkın da katılıyor ve çocuklarla birlikte neşe saçıyor. Köye bir ziyaretiniz olursa onları ziyareti ihmal etmeyin.

Sessizliğin en güzel melodisi köy meydanından gelen çocukların kahkahaları ve köpeğin sevinç çığlıklarıdır. Bu sessizliğin ahenkli müziği, şehirden kaçanların kalbine dokunan bir ezgi gibi...

Salıpazarı Orman Köyünde esen hafif bir rüzgarla hayat bulan çınar ağaçlarının hışırtısı, doğanın size fısıldadığı bir sır gibidir. Bu doğa ile baş başa kalmanın ve hayatın yorgunluğunu atmanın en güzel yolu.

Geceleri etrafı saran sessizlik, yıldızların gökyüzünde birbirleriyle dans ettiği, uykusuz bırakan güzellikte. Tıpkı bir sessizlik mektubu yazıyor gibi... Geceyi gündüzün yerine koyarak, Salıpazarı Orman Köyü'nün bu benzersiz güzelliğini deneyimlemelisiniz.

Ormanın içinde, sakin bir köy hayatının çevresinde dolanıp dolaşıp sizlere geldiğimiz bu sessizlik mektubu, doğanın ve hayatın ritmini hissetmek isteyenler için bir davetiye. Salıpazarı Orman Köyü, sessizliği seven, huzuru arayan, doğada aradığını bulan herkesin mektubu olacak. Çünkü bir varmış, bir yokmuş dediklerinde aklınıza gelen yerlerden biri olacak bu küçük köy, ister istemez.

Bu sessizlik mektubunu okuduktan sonra, belki de kulağınızı doğanın sessizliğine yormak, sakinlikle tanışmak ve ormanın huzur veren kollarında biraz soluklanmak istersiniz. Böyle bir isteğiniz olursa, kapısı her zaman açık Salıpazarı Orman Köyü'ne bekleriz.

Gelip de Salıpazarı Orman Köyünün huzurlu ve sakin atmosferini deneyimlemeden önce, belki de doğanın sessizlik mektubunu siz de okumak istersiniz. Şimdilik hoşçakalın, orman köyünün sakinliği ve huzuru sizleri bekliyor. Önümüzdeki mektupta görüşmek üzere... Daha »»»

Asarcık'ın Dik Köylerinde Yağmurdan Sonra

Asarcık'ta yağmur sonrası her şey başka olur. Mevsim ne olursa olsun, cömert yağışlar köyün ortamını değiştirir. Karakteristik tepelerde, yağmurlardan sonraki taze doğa hayatını en iyi şekilde gözlemleyebilirsiniz. Bu samimiyet, köyün her karışına sızar ve gelenleri sarar. Hava tüm dünyadaki en taze hava gibidir.

Rüzgar, yağmurun taptaze bıraktığı toprağı koklar ve ılık bir his bırakır burnunuzda. Yaşlı karaçam ormanlarının kokusu misafirlerine hoş geldin der. Şehrin karmaşasından kaçanlar için bu tam bir nimettir. Köyün dost canlısı sakinleri, el sallar ve güler yüzlü bir "hoş geldin" tebessümü gönderir.

Dik köyler, yağmur sonrası ışıltıyla parlar. Yağmur suyunun düştüğü yerlerde yeni çıkan çiçeklerin çeşitli renkleri göz alır. Tepelerde yürümek, bir hikayeye dalmak gibidir. Bu yürüyüşlerde, köylülerin günlük yaşamlarını izlemek mümkün. Ekmeklerini fırınlarken, hayvanlarını otlatırken veya çamaşır yıkarken...

Şimdilik o sessiz ve huzur verici ortamda, her yağış sonrası bir canlanma olur. Kahvedeki teyzelerimizin gülümsemeleri, esnafların "Buyurun" demeleri ve çocukların koşuşturmaları, öğlenin sessizliğini yırtar. Kulağınıza neşeli çığlıklar, gülen çocuklar ve köpeklerin uluması dolup dolup çınlarsın.

Akşamlarıysa, ıssız tepeleri keşfederken mavi karanlığı seyre dalabilirsiniz. Bir elinde bardakta çay, diğerinde bakkaldan yeni çıkmış taze ekmekler, gecenin sessizliğine bir 'iyi akşamlar' bile fısıldayabilirsiniz. Gündüzleri yaşadığınız o telaşın ardından, yıldızların altında kafa dinleyip kuş seslerini dinlemek; işte bu, Asarcık'ın dik köylerinde yağmur sonrası yaşanan sade ama dolu dolu anlardır. Burası sizin köyünüz, burada bir çay, bir de mis gibi toprak kokusu var. Daha »»»

Bafra Burnu'na Özgü Sahil Yolu Seyahati

Kadim şehir Bafra'nın tuz kokulu sahil yolunda, yemyeşil tarlalar arasında yer alan köy evlerinin arasından geçerken kendinizi bir Anadolu masalının içinde bulabileceksiniz. Bu güzergah, burnun tüm güzelliklerini ve doğanın muhteşem renklerini sergileyen büyülü bir rota.

Rüzgar, deniz kıyısındaki günlük ağaçlarının mis kokulu çiçeklerini esintiyle serpiştiriyor, minik kabuklar ve deniz yosmasının tuzlu kokusu hemen burnunuza doluyor. İlk solukta alacağınız bu doğal parfüm, sizleri asla unutamayacağınız bir yolculuğa çıkarıyor.

Sahil yolu boyunca arabanızın camlarından ıslık çalan rüzgar eşliğinde yol alırken, sahil yolunun her köşesinden çıkan fırından yeni çıkmış ekmek kokusunu burnunuza taşır. Yoldan geçerken duyacağınız bir başka ses de, her sabah erkenden balığa çıkan denizcilerin haykırışlarıdır. Onların da heyecanları, sizin gibi sahil yolunun bir sonraki güzelliklerini keşfetmeyi dört gözle bekler.

Karadeniz'in bu huzur veren bölgesinde, sahil yolunun dışında, çay tarlaları boyunca ağır ağır giden bir bisikletlinin tekerleklerinin çıtırtısını duyarsınız. Ya da bir ağacın altında keyif yapan yerliler, ellerinde rakı kadehleri ve önlerinde meze tabakları ile harika bir piknik ortamı sunarlar.

Yolculuğun son durağı olan Bafra Burnu'na varınca, tepede durup etrafınıza bakmak, insanın kalbini ısıtan bir o kadar da duygusal bir anda kendinizi buluyorsunuz. Karadeniz'in engin maviliği, Bafra'nın tarih kokan toprakları... Hele de gün batımında orada olmayı başarırsanız, bu deneyimi ömrünüz boyunca unutamayacağınıza eminim.

Bafra Burnu'na doğru giden sahil yolu, o yol boyunca yürüyen her biri için sıradan bir yolculuk değil, aynı zamanda kendi hayatının anlamlarını, anılarını da yeniden keşfetme yolculuğudur. Denizin kıyısında, rüzgarın kokusu, dalgaların şarkısı ve toprağın ılıman ıslaklığı, her kim ki burada yer alır, onu evine, ailesine ve anılarına sıcak bir şekilde geri çağırır.

Yolculuk süresince sizi en çok etkileyecek olan şey, tüm bu güzelliklerin ortasında, sıcak ve cana yakın Bafra insanının misafirperverliği olacaktır. Çaylar, kahkahalar ve anıların paylaşılmasıyla birlikte yerel lezzetlerin tadına bakabilir ve kendinizi bir anda bu güzel küçük kasabada evde hissedebilirsiniz. Sahil yolu boyunca, Bafra Burnu'na doğru olan bu yolculuk, size hayatınızın en güzel anılarını hediye edecektir. Daha »»»

Çarşamba'da Lahana Festivali Coşkusu

Çarşamba, sabahın ilk ışıklarıyla uyanırken, lahana kokusu ile neşeli ve canlı bir günün haberini veriyordu. Kasaba merkezine gelmeden, hafif bir rüzgarın getirdiği lahana kokusu, beni çocukluğumun o güzel anılarına doğru bir yolculuğa çıkartıyordu. Kasabanın o eşsiz kokusu içerisinde yaşama olan sevincim yeniden hayat buluyordu. Çarşamba ovasının bu doğal yemyeşil hali, tabii ki, her yıl tekrarlanan geleneksel Çarşamba Lahana Festivali'nin habercisiydi.

Şehir merkezine geldiğimde, sokakları ve caddeleri süsleyen rengarenk lahana resimleri, büyük ve küçük, genç ve yaşlı herkesin festival coşkusunu hissettiriyordu. Bu yıl da Çarşamba Belediyesi'nin organize ettiği festival, yerel halkın ve çevre köylerden gelen misafirlerin akınına uğruyordu.

Ana cadde, hem kokusuyla hem de görüntüsüyle görsel bir şölene dönüşmüştü. Renkli tezgahlar, çeşit çeşit lahana çeşitlerini sergilerken, her bir lahananın farklı bir hikayesi olduğunu hissetmek mümkündü. Minik elma lahanalarından, iri baş lahanalarına kadar çeşit çeşit lahananın büyüleyici dünyası insanları kendine çekiyordu.

Festivale birlikte katıldığımız yaşlı İsmail amca, yıllardır burada lahana yetiştirdiğini ve bu festivalin aslında birlik ve beraberlik anlamı taşıdığını anlatıyordu. Belki de bu yüzden festival, sadece lahana kokusu ile değil, aynı zamanda komşuluk, dostluk ve paylaşmanın sıcak duygusuyla dolup taşıyordu.

Belki de festivalin en güzel yanı, çocukların gözlerindeki ışıltı ve heyecandı. Her biri festivalin kendi içerisinde küçük birer kahramanı olan bu minik bedenler, lahana süslemeleri ve yarışmalarıyla kendi eğlencelerini yaratıyorlardı.

Çarşamba Lahana Festivali'nin hafif meltemi, yüzlerde tebessümler bırakırken, çıtır çıtır lahana yapraklarının çıtırtısı ve köylü teyzelerin lahana turşusu hazırlarken ki sohbetleri kulaklarımda çınlıyordu. Bir yıl daha geçti ve lahana festivali ile Çarşamba, hem gönlümde hem de mide içerisinde güzel bir yer bıraktı.

Bu hikayeyi her yıl yeniden yaşamak, Çarşamba'nın ve lahananın büyülü dünyasını keşfetmek, her zaman bana mutluluk ve umut veriyor. Bir sonraki Çarşamba Lahana Festivali'nde görüşmek üzere... Daha »»»

Çarşamba Pazarı'nda Fındık Depolarının Öyküleri

Ah Çarşamba Pazarı, sen ne şenlikli bir topluluğa ev sahipliği yapıyorsun! Bu coğrafyanın ruhunu ve neşesini teneffüs ederek büyüyenlerdenseniz, Çarşamba pazarında fındık deposu hikâyelerine dair duyacağınız hikâyeler sizi çocukluğunuza döndürebilir.

Gelip geçen çocukların tatlı telaşı, fındık kabuğunu kıran çekiçlerin ahengine karışan insan kalabalığının mırıltısı, tezgâhtarların enerjik çığlıkları, fındık torbalarının hışırtısı… Bir müzik dinletisi gibi kulağınıza çalınan bu eşsiz melodileri duyabiliyor musunuz?

Bu fındık deposu öykülerin ana kahramanı Elma Hanım, onlarca yıldır pazarda fındık satıyor. Tezgahını her daim taptaze fındıklarla donatıyor. Alıcılarına hikayeler anlatıyor, alışverişlerini eğlenceli hale getiriyor. Elma Hanım, sahip olduğu onca fındığı, cömertlikle hikâyelerle harmanlayıp sunuyor.

Bu depoda yıllara meydan okuyan bir makinanın öyküsü de var. Metal ve yağ kokusuyla birlikte zamana karşı direnişin hikayesi karşınızda. Pazardaki en yaşlı makinanın fındıkları ne kadar çabuk kırdığına hayran kalırsınız.

Şu da var: fındık deposunun acı tatlı anıları. Hem satıcıların hem de alıcıların duygu yüklü kahkahalarına, gözyaşlarına ve sıcak sohbetlerine şahitlik eden bu depo, bir tür toplumsal hafıza olmuş. O tezgahlardaki fındıklar kaç kişiye, kaç evlat, baba, anne, dede, ninelere doyum sağlamış bilemezsiniz.

Belki burası Çarşamba Pazarı, belki sadece bir fındık deposu. Ama hepimiz biliyoruz ki, Çarşamba Pazarı’ndaki fındık deposu, sadece fındıklardan ibaret değil. Sağdaki fındık kırma makinesi, soldaki fındık çuvalları... Hepsi, milyonlarca hikayenin sessiz kahramanı. Sesler, kokular, renkler… hepsi birleşip, sonsuz bir hikaye oluşturuyor.

Evet, bunlar sadece bir fındık deposunun öyküleri olabilir. Ama unutmayın ki, her fındık kabuğunun içinde, ayrı bir hayat, ayrı bir macera ve ayrı bir hikâye yatar. Ve her bir hikâye, pazarda yaşam dolu bir ahenk oluşturur, Çarşamba Pazarı'ndaki fındık deposunda. Daha »»»

Karadeniz'in Büyüleyici Ruhu: Balıkçı Limanlarında Bir Akşam

Karadeniz'in sonsuz maviliklerine uzanan balıkçı limanları, her akşam farklı bir hikaye anlatır. Saatler ilerledikçe usta balıkçılarla halkın yerini sakince limana demir atmış tekneler ve dingin deniz alır. Her günün sonunda limana dönen tekneler, denizin solgun maviliklerine çizilmiş rengarenk bir tablo oluşturur.

Samsun'un Bafra ilçesinde, hafif meltem rüzgarının yüzünüze tatlı tatlı çarptığı, martıların cıvıldaşıp oynaştığı bu limanları gezin. Çayınızı yudumlayın ve her bir tekneden yayılan tuzlu hava, motor yağı, yakıt ve denizin karışımı o özgün kokuyu içinize çekin. Kendinizi bir an o tuzlu suyun içinde, öte yanda olta atan usta bir balıkçının yerinde hayal edin.

Ardından yavaşça teneffüs ettiğinizde hemen hemen her evden yükselen mis gibi ekmek kokuları, misafirperver ev hanımlarının ellerinde şekil alan, sıcacık simitler ve pide kokusunu alacaksınız. Halk arasındaki samimi sohbetler, ezan okunurken köyün minaresinden yayılan o iç huzur veren sesle birleşirken, gönüller bir anda ferahlar.

Değişmeyen manzarasıyla Trabzon'un Of ilçesine uğrayın. Güneş batarken, balıkçı barınağından yayılan o huzur dolu sessizliği ve doğanın renk cümbüşünü kendinize özgü bir deneyim olarak kaydedin. Tıpkı bir film sahnesindeymiş gibi hissedeceksiniz.

Bir sonraki durak Giresun. İşte karşınızda gündüz vakti canlılıkla dolup taşan ve akşam saatlerinde romantik bir sükunete bürünen liman. Telaşıyla, koşturmacasıyla gün boyu yaşanan liman, gecenin karanlığına teslim olurken bambaşka bir havaya bürünüyor. Ay ışığıyla parlayan denizin üzerinde dalgalanan küçük balıkçı tekneleri, gece boyu sessizliğe bürünür.

Karadeniz bölgesinin balıkçı limanları, sanki bir zaman yolculuğuna çıkıyormuşsunuz hissi verir. Her bir liman kendi hikayesini, kendi diliyle anlatır. Değişken hava durumları, farklı kokular, renkler, sesler ve elbette yerel halkın samimiyeti… Tüm bu unsurlar, Karadeniz'in balıkçı limanlarının akşamını eşsiz ve unutulmaz kılar. Belki bir gün siz de bu hikayenin bir parçası olabilirsiniz. Karadeniz, sizi bekliyor! Daha »»»