Merhaba sevgili okurlarım! Size bu defa, huzur dolu ve sessizliğiyle meşhur bir köydenden, Salıpazarı Orman Köyü'nden yazıyorum. Burası, bir özlemle ve nostaljik bir duyguda birleşen yemyeşil ağaçlarıyla, mis gibi kokan orman havasıyla, insanın içindeki stresi alıp götüren, tam bir doğa harikası.
Gün ağarırken başlayan serüvenim, bu küçük ama etkileyici köye varmamla daha da renklendi. Tıpkı belgesellerde izlediğimiz gibi, her sabah ipekböceği çiftçiliğiyle uğraşan Ahmet amca, ağaçların gölgesinde özenle yetiştirdiği ipekböceklerine merhaba dedi. Gözlerinden neşenin hiç eksik olmadığı Ahmet amca ile birlikte, onun tarifsiz heyecanı ve sabırla bekleyişini paylaştık. Ahmet amca, "Burası benim cennetim, sessizlik ve huzur dolu" diye anlatırken, gözlerinin parladığını görebiliyordunuz.
Günün sona erişinde, köyün girişinde bizi karşılayan buğday tarlalarının hemen yanı başında bulunan demirbaş kahvehane, akşamları köy sakinlerinin buluşma noktası oluyor. Hayrettin Usta'nın elinden çıkan taze çay kokusu, buram buram yayılıyor tüm köy meydanına. Gelen misafirlere hemen çay ikram ederken anılarını, eski köy yaşamını, her çayını alırken dostluğunu, sevgisini de içine kattığı eşsiz anılarıyla paylaşıyor.
Köyün çocukları sokaklarda neşe içinde koşturuyorlar. Sanki burada zaman durmuş gibi. Büyüklerin gülen yüzleri, çocukların kahkahaları ve dağların verdiği huzur... İnsanın içindeki yorgunluğu, stresi alıp götüren bu sessizlik, her şeye değer.
Böyle bir ortamda, Salıpazarı Orman Köyü'nden sizlere, sevgili okurlarıma bir mektup yazmak bana büyük bir mutluluk verdi. Özlemle, sevgiyle, huzurla dolu bu köyden sizlere birkaç söz bırakmak, içimdeki tüm duyguları bir mektupla birleştirmek istedim.
Bir sonraki gezimizde görüşmek üzere diyerek bu yazımı bitirmek istiyorum. Belki bir gün yolumuz buraya da düşer, kim bilir? Kendinize iyi bakın, güzel anılarınızın olduğu bir hayatınız olsun. Güzel kalın...
Gün ağarırken başlayan serüvenim, bu küçük ama etkileyici köye varmamla daha da renklendi. Tıpkı belgesellerde izlediğimiz gibi, her sabah ipekböceği çiftçiliğiyle uğraşan Ahmet amca, ağaçların gölgesinde özenle yetiştirdiği ipekböceklerine merhaba dedi. Gözlerinden neşenin hiç eksik olmadığı Ahmet amca ile birlikte, onun tarifsiz heyecanı ve sabırla bekleyişini paylaştık. Ahmet amca, "Burası benim cennetim, sessizlik ve huzur dolu" diye anlatırken, gözlerinin parladığını görebiliyordunuz.
Günün sona erişinde, köyün girişinde bizi karşılayan buğday tarlalarının hemen yanı başında bulunan demirbaş kahvehane, akşamları köy sakinlerinin buluşma noktası oluyor. Hayrettin Usta'nın elinden çıkan taze çay kokusu, buram buram yayılıyor tüm köy meydanına. Gelen misafirlere hemen çay ikram ederken anılarını, eski köy yaşamını, her çayını alırken dostluğunu, sevgisini de içine kattığı eşsiz anılarıyla paylaşıyor.
Köyün çocukları sokaklarda neşe içinde koşturuyorlar. Sanki burada zaman durmuş gibi. Büyüklerin gülen yüzleri, çocukların kahkahaları ve dağların verdiği huzur... İnsanın içindeki yorgunluğu, stresi alıp götüren bu sessizlik, her şeye değer.
Böyle bir ortamda, Salıpazarı Orman Köyü'nden sizlere, sevgili okurlarıma bir mektup yazmak bana büyük bir mutluluk verdi. Özlemle, sevgiyle, huzurla dolu bu köyden sizlere birkaç söz bırakmak, içimdeki tüm duyguları bir mektupla birleştirmek istedim.
Bir sonraki gezimizde görüşmek üzere diyerek bu yazımı bitirmek istiyorum. Belki bir gün yolumuz buraya da düşer, kim bilir? Kendinize iyi bakın, güzel anılarınızın olduğu bir hayatınız olsun. Güzel kalın...