Hepiniz hoş geldiniz sevgili okurlar. Bugün sizlere, Samsun'un dağının taşının, denizinin mavisinin tadına varabilmek için ziyaret ettiğim köy kahvelerinden bahsedeceğim.
Küçücük sandalyeler, dökük cüceler, bir o kadar da keyifli olan kahveleri gördünüz mü hiç? Peki ya tüm bu dinginliğin içinde bir de güleryüzlü kahvecilerle tanışmayı dilediniz mi? İşte bugün sizlere bu eşsiz atmosferi anlatmak için Samsun kahvesi kelimelerini birleştiriyoruz.
İlk durak, Salıpazarı. Bu küçük köyün meydanındaki kahvehanede oturup çevreyi gözlemlemek bir başka güzel. Gün batımında, serin bir rüzgar eşliğinde köylülerin iç geçiren anılarına kulak kabartmak harika bir deneyim. Her biri bir farklı ağızdan çıkmış olan bu hikayeler, sizi de eski, samimi ve sıcak günlerin düşlerine daldıracaktır. Ah bir de oradaki kahvenin kokusu... Öyle bir kıvam ki, ister sıcak ister soğuk içiniz, lezzeti damağınızda kalır.
Samsun'un sohbetleri, gülüşleri, içtenlikleri en çok kahvehanelerde bulunur. Orda 'Bir fincan çay alayım, hem de Samsun ağzıyla' dediğin anda, geniş bir gülümseme karşılar seni. Sonrasında başlar anılar...
Mürdüm eriği ağaçları altında serin bir gölgelik sağlayan yine bir diğer kahvemiz, Yakakent’te bulunuyor. Size tavsiyem, şehrin gürültüsünden uzaklaşmak ve doğa ile baş başa kalmak istiyorsanız kesinlikle buraya uğramalısınız. Ah bir de kahvecinin samimiyeti ve sohbeti... Arkanıza yaslanın, bir yudum alın ve gözlerinizi kapatın, anıların sizi taşıdığı sakinliğin tadını çıkarın.
Ve son olarak, Ayvacık'ın ücra bir köyünde bulunan kahve. Bu kahveyi diğerlerinden ayıran, belki de sıcakkanlı köylüler, belki de şehre hakim manzarası. Belki de, ücra bir köyde, eski bir evin bodrum katında gizlice işletilen bu kahvenin esrarengiz havası... Her neyse ki o büyüleyici yapı, şehirden uzakta kendinizi kaybetmek için mükemmel bir mekan.
Güneşin batışına tanıklık ederken, yanan odunların kokusu ve insanların çıtırtıları, tahtadan fincana sıcak çayın düştüğü seslerle karışır. Birden içeriye dağılan çay ve ekmek kokusu, içinizde gizlenen tüm hislerin ortaya çıkmasına neden olur, derin bir oh çekip her şeyi geride bırakmaktan daha iyi ne olabilir ki?
Anlatılanlar sadece bir tat kaçamaklarıydı. Gerçek deneyimleri yaşamak için sevgili Samsun’un küçük köylerine, sıcacık kahvehanelerine gitmelisiniz. Tadına varınca anlayacaksınız ki, bu kahve tüm köy kahvelerinin, belki de tüm Türkiye’nin en güzeli...
Yollarınız Samsun'a düşerse, köy kahvelerinin Samsun ağzıyla hikayelerini dinlemek için bir durup soluklanın, bırakın geçmiş sizi alıp götürsün. Belki bir gün benimle beraber bu muhteşem manzaraları paylaşırsınız kim bilir?
Ve işte böyle, tatlı bir serüvenin sonuna geldik. Fakat dediğim gibi, bu sadece bir başlangıç. Nerede sonlanacağını siz belirleyeceksiniz... Şimdilik hoşça kalın!
Küçücük sandalyeler, dökük cüceler, bir o kadar da keyifli olan kahveleri gördünüz mü hiç? Peki ya tüm bu dinginliğin içinde bir de güleryüzlü kahvecilerle tanışmayı dilediniz mi? İşte bugün sizlere bu eşsiz atmosferi anlatmak için Samsun kahvesi kelimelerini birleştiriyoruz.
İlk durak, Salıpazarı. Bu küçük köyün meydanındaki kahvehanede oturup çevreyi gözlemlemek bir başka güzel. Gün batımında, serin bir rüzgar eşliğinde köylülerin iç geçiren anılarına kulak kabartmak harika bir deneyim. Her biri bir farklı ağızdan çıkmış olan bu hikayeler, sizi de eski, samimi ve sıcak günlerin düşlerine daldıracaktır. Ah bir de oradaki kahvenin kokusu... Öyle bir kıvam ki, ister sıcak ister soğuk içiniz, lezzeti damağınızda kalır.
Samsun'un sohbetleri, gülüşleri, içtenlikleri en çok kahvehanelerde bulunur. Orda 'Bir fincan çay alayım, hem de Samsun ağzıyla' dediğin anda, geniş bir gülümseme karşılar seni. Sonrasında başlar anılar...
Mürdüm eriği ağaçları altında serin bir gölgelik sağlayan yine bir diğer kahvemiz, Yakakent’te bulunuyor. Size tavsiyem, şehrin gürültüsünden uzaklaşmak ve doğa ile baş başa kalmak istiyorsanız kesinlikle buraya uğramalısınız. Ah bir de kahvecinin samimiyeti ve sohbeti... Arkanıza yaslanın, bir yudum alın ve gözlerinizi kapatın, anıların sizi taşıdığı sakinliğin tadını çıkarın.
Ve son olarak, Ayvacık'ın ücra bir köyünde bulunan kahve. Bu kahveyi diğerlerinden ayıran, belki de sıcakkanlı köylüler, belki de şehre hakim manzarası. Belki de, ücra bir köyde, eski bir evin bodrum katında gizlice işletilen bu kahvenin esrarengiz havası... Her neyse ki o büyüleyici yapı, şehirden uzakta kendinizi kaybetmek için mükemmel bir mekan.
Güneşin batışına tanıklık ederken, yanan odunların kokusu ve insanların çıtırtıları, tahtadan fincana sıcak çayın düştüğü seslerle karışır. Birden içeriye dağılan çay ve ekmek kokusu, içinizde gizlenen tüm hislerin ortaya çıkmasına neden olur, derin bir oh çekip her şeyi geride bırakmaktan daha iyi ne olabilir ki?
Anlatılanlar sadece bir tat kaçamaklarıydı. Gerçek deneyimleri yaşamak için sevgili Samsun’un küçük köylerine, sıcacık kahvehanelerine gitmelisiniz. Tadına varınca anlayacaksınız ki, bu kahve tüm köy kahvelerinin, belki de tüm Türkiye’nin en güzeli...
Yollarınız Samsun'a düşerse, köy kahvelerinin Samsun ağzıyla hikayelerini dinlemek için bir durup soluklanın, bırakın geçmiş sizi alıp götürsün. Belki bir gün benimle beraber bu muhteşem manzaraları paylaşırsınız kim bilir?
Ve işte böyle, tatlı bir serüvenin sonuna geldik. Fakat dediğim gibi, bu sadece bir başlangıç. Nerede sonlanacağını siz belirleyeceksiniz... Şimdilik hoşça kalın!