Büyük şehirlerin kalabalığından ve karmaşasından uzak, Asarcık'ın dik köylerinde yağmur sonrası atmosferini bir deneyimlemenizi isterim. Adeta doğanın kendine has dansına tanıklık eder gibi hissedersiniz. Bulunduğunuz yerde derin bir nefes alın ve toprak kokusunu içinize çekin; bu güzellik her yerde bulunamaz.
Rüzgarın hışırtısı ve kuşların melodik şarkıları, yağmur damlalarının çatılardan süzülüp sızıdığı o eski taş evlerin etrafında yankılanır. Kafalarını pencereden dışarı uzatan teyzenin, amcanın neşeli seslerini işitirsiniz. Köy çocukları, ellerindeki kavanozlarla kapı kapı dolaşıp yakaladıkları minik salyangozları toplarlar.
Berrak bir sabah ayazında, Hanife Teyze'nin unutulmaz gözlemelerinin tadını çıkartmak için kıyıya çıktığınızda, damağındaki o eşsiz lezzeti hissetmekte gecikmezsiniz. Orhan Amca'nın ahşap köprü üzerindeki tavla oyununa göz atarken kulak misafiri olduğunuz köy dedikoduları bile sizi hafif bir tebessüme sürükler.
Yağmur sonrası yürüyüşleri kim unutabilir ki? Asarcık'ın bu eşsiz köyünde, tıpkı bir ressamın fırçasından dökülen renkler gibi doğanın bütün tonları bir araya gelir. Mis kokulu çiçekler, yemyeşil ağaçlar ve geniş tarlalar... Bir şiirin satırları gibi işlenmiş topraklarda adım adım ilerlersiniz.
Her yağmur sonrası koca bir renk paletini ardından bırakır ve yağmurlu bulutlar yerini parlak bir güneşe bırakırken, Asarcık'ın dik köylerinde yeniden doğmuş gibi hissedersiniz. Lokman Dayı’nın kahkahası ile vedalaşırken, buranın huzur veren atmosferini herkes kendi hikayesinde saklar.
Son olarak hatırlatmak isterim ki, Asarcık dik köylerinde yağmur sonrası bir başka güzel oluyor. Havada asılı kalan o taze, saf doğa kokusu; hafifçe ıslanmış çiçeklerin çevreye yaydığı mis gibi koku; tebessümlü yüzler, coşkulu çocuklar... Bir nevi doğa festi, huzur verici ve iç ısıtan bir deneyim.
Burayı yaşamak, hissetmek gerek. Bir çay demleyin, pencerenin yanına oturun, yaşamın tadını çıkarın. Yağmur sonrası Asarcık dik köylerinin hikayesini yaşayın, hatıralarınıza ekleyin. Yaşanılası bir doğa ve yaşam dolu bir köy sizleri bekliyor. Görüşmek üzere!
Rüzgarın hışırtısı ve kuşların melodik şarkıları, yağmur damlalarının çatılardan süzülüp sızıdığı o eski taş evlerin etrafında yankılanır. Kafalarını pencereden dışarı uzatan teyzenin, amcanın neşeli seslerini işitirsiniz. Köy çocukları, ellerindeki kavanozlarla kapı kapı dolaşıp yakaladıkları minik salyangozları toplarlar.
Berrak bir sabah ayazında, Hanife Teyze'nin unutulmaz gözlemelerinin tadını çıkartmak için kıyıya çıktığınızda, damağındaki o eşsiz lezzeti hissetmekte gecikmezsiniz. Orhan Amca'nın ahşap köprü üzerindeki tavla oyununa göz atarken kulak misafiri olduğunuz köy dedikoduları bile sizi hafif bir tebessüme sürükler.
Yağmur sonrası yürüyüşleri kim unutabilir ki? Asarcık'ın bu eşsiz köyünde, tıpkı bir ressamın fırçasından dökülen renkler gibi doğanın bütün tonları bir araya gelir. Mis kokulu çiçekler, yemyeşil ağaçlar ve geniş tarlalar... Bir şiirin satırları gibi işlenmiş topraklarda adım adım ilerlersiniz.
Her yağmur sonrası koca bir renk paletini ardından bırakır ve yağmurlu bulutlar yerini parlak bir güneşe bırakırken, Asarcık'ın dik köylerinde yeniden doğmuş gibi hissedersiniz. Lokman Dayı’nın kahkahası ile vedalaşırken, buranın huzur veren atmosferini herkes kendi hikayesinde saklar.
Son olarak hatırlatmak isterim ki, Asarcık dik köylerinde yağmur sonrası bir başka güzel oluyor. Havada asılı kalan o taze, saf doğa kokusu; hafifçe ıslanmış çiçeklerin çevreye yaydığı mis gibi koku; tebessümlü yüzler, coşkulu çocuklar... Bir nevi doğa festi, huzur verici ve iç ısıtan bir deneyim.
Burayı yaşamak, hissetmek gerek. Bir çay demleyin, pencerenin yanına oturun, yaşamın tadını çıkarın. Yağmur sonrası Asarcık dik köylerinin hikayesini yaşayın, hatıralarınıza ekleyin. Yaşanılası bir doğa ve yaşam dolu bir köy sizleri bekliyor. Görüşmek üzere!