Hemşehrilerim, yine bir pazar sabahı bizi uyanmamız için güneşle yüz yüze bulduğumuz bir zaman dilimine geldik. Pazar demek, aileyle geçirilen kaliteli zaman, rahatlama ve belki de en önemlisi, Yeşilırmak deltasında balık tutma demektir.
Solgun mavi gökyüzünün altında, sahilin kumlu sahilinde küçük bir gezi başlar. Her seferinde, oltalarımızı omzumuza atıp Yeşilırmak deltasına gidiyoruz. Salınımlı sazlıkların arasından geçerken gözleriniz kapalı bile olsa, asla unutamayacağınız türden bir koku sizi karşılar. Taze suyun, sazların ve sabahın serinliğinin harmanlanmış kokusu...
Deniz sakin, hemen hemen hiç dalga yok ve hafif bir meltem size neredeyse eksik olan tuzlu su kokusunu getirir. Balıkçı dostlarımızdan Eşref amca da orada, her zamanki gibi, orada. Delikanlılık yıllarını bu delta üzerinde kaydeden ve elinde oltası olmadan asla bir pazar günü geçirmeyen yaşlı bir adam. Sazlıkların hışırtısı ve dalga sesleri onun sadece sessiz ve alçak sesi ile kesilir: "Hayırdır? Bugün ne var bilmem ama çinekop fazlasıyla bol, bunu söyleyeyim."
Havanın yavaşça ısınmasına ve güneşin kendini hissettirmeye başladığı anda, bir anda olta ucunda o ilk çırpınmayı hissedersiniz. Kalp attıkça, eller titrer ve zaman durur. Ve sonunda, en parlak ve en yeşil renkte bir levrek, suyun üzerinde parıldıyor. Eşref amcanın tebessümü su yüzeyinden daha parlaktır. "İşte bu," der, "yeşilırmak deltasının hazineyi çağırdığı an, işte bu."
Geçirdiğimiz her pazar bu şekildedir, özündeki sadelik, manzarası, sesleri ve insanlarıyla Yeşilırmak deltası, kalbimizde farklı bir yer kazanır. Belki büyük şehirlerin gürültüsüne, hızına yetişemez ama bu sessiz sığınakta, balığın altın kaplamasını görmek, balıkçı dostumuz Eşref amca ile sohbet etmek ve delta havasını solurken, bu küçük köyde olduğunuza kesinlikle minnettar olacaksınız.
Yeşilırmak Deltası'nda balık tutmak, sadece doğanın sakinliği ve barışı hakkında değil, aynı zamanda kalplerimizde yaşadığımız ve belki de biraz durgunlaştırdığımız insan bağlarının canlandırılması hakkında da bir hikayedir. O yüzden, bir dahaki sefere kendinizi koşturma telaşından uzaklaştırın ve bu delta tatlı meltemlerinin altında bir günlük sakinliği tatmayı düşünün. Yeşilırmak deltasının sakinliği belki de aradığınız tatmin olan huzurun anahtarıdır. Balıkçı dostlarınızla paylaşılan o sakin ve sıcak anıları asla unutmayacaksınız.
Solgun mavi gökyüzünün altında, sahilin kumlu sahilinde küçük bir gezi başlar. Her seferinde, oltalarımızı omzumuza atıp Yeşilırmak deltasına gidiyoruz. Salınımlı sazlıkların arasından geçerken gözleriniz kapalı bile olsa, asla unutamayacağınız türden bir koku sizi karşılar. Taze suyun, sazların ve sabahın serinliğinin harmanlanmış kokusu...
Deniz sakin, hemen hemen hiç dalga yok ve hafif bir meltem size neredeyse eksik olan tuzlu su kokusunu getirir. Balıkçı dostlarımızdan Eşref amca da orada, her zamanki gibi, orada. Delikanlılık yıllarını bu delta üzerinde kaydeden ve elinde oltası olmadan asla bir pazar günü geçirmeyen yaşlı bir adam. Sazlıkların hışırtısı ve dalga sesleri onun sadece sessiz ve alçak sesi ile kesilir: "Hayırdır? Bugün ne var bilmem ama çinekop fazlasıyla bol, bunu söyleyeyim."
Havanın yavaşça ısınmasına ve güneşin kendini hissettirmeye başladığı anda, bir anda olta ucunda o ilk çırpınmayı hissedersiniz. Kalp attıkça, eller titrer ve zaman durur. Ve sonunda, en parlak ve en yeşil renkte bir levrek, suyun üzerinde parıldıyor. Eşref amcanın tebessümü su yüzeyinden daha parlaktır. "İşte bu," der, "yeşilırmak deltasının hazineyi çağırdığı an, işte bu."
Geçirdiğimiz her pazar bu şekildedir, özündeki sadelik, manzarası, sesleri ve insanlarıyla Yeşilırmak deltası, kalbimizde farklı bir yer kazanır. Belki büyük şehirlerin gürültüsüne, hızına yetişemez ama bu sessiz sığınakta, balığın altın kaplamasını görmek, balıkçı dostumuz Eşref amca ile sohbet etmek ve delta havasını solurken, bu küçük köyde olduğunuza kesinlikle minnettar olacaksınız.
Yeşilırmak Deltası'nda balık tutmak, sadece doğanın sakinliği ve barışı hakkında değil, aynı zamanda kalplerimizde yaşadığımız ve belki de biraz durgunlaştırdığımız insan bağlarının canlandırılması hakkında da bir hikayedir. O yüzden, bir dahaki sefere kendinizi koşturma telaşından uzaklaştırın ve bu delta tatlı meltemlerinin altında bir günlük sakinliği tatmayı düşünün. Yeşilırmak deltasının sakinliği belki de aradığınız tatmin olan huzurun anahtarıdır. Balıkçı dostlarınızla paylaşılan o sakin ve sıcak anıları asla unutmayacaksınız.