Gunaydın Vezirköprü ve sevgili komşularım! Bugün sizlere bir dağ köyünden, fındıkların çıtırdığında bile köklerinden yaydığı o eşsiz kokudan bahsedeceğim. Köyümüz, tüm naifliği ve masumiyetiyle Vezirköprü'nün ta kalbine kurulu.
Gönlümüzü ve damak zevklerimizi köye vurduk biz, bir daha çekip alamadık. Fındık kavurma zamanı geldiğinde, çıtırdığında bile yayılan mis gibi kokusunu soluyorum ve gözlerimi kapatıp dalıyorum hayallere. Sizlerle bu büyülü anları paylaşmak, fındığın bambaşka bir tat katmasından söz etmek istedim.
Dostlarım, fındıklarımızı topladıktan sonra, en belirgin özelliklerinden biri olan ve fındıkların karakteristik özünü veren o güzel kavrulma aşamasına geçiyoruz. Yüzyıllardır dedelerimizin, annelerimizin bilgece tecrübelerinden gelen bir bilgelikle, ateşi düşük tutuyoruz ve fındıklarımızın lezzetini en yüksekte tutmak için bekliyoruz.
Yanımızda oturan köyün dedesi Hasan Amca, fındıkları dikkatlice karıştırıyor, oksijenin her bir fındığa ulaşması için hiç ara vermiyor. Sıcaklığın fındıkların içine sızmasını sağlarken, aynı zamanda o güzelim aromayı dışarıya salmamızı sağlıyor. Çıtır çıtır fındıklarımız, dağların, ormanların verdiği o bambaşka bir hava ile birleşiyor ve tüm köyü sarıyor.
Her bir çıtırta bir başkasına sevgi dolu bir merhaba çığlığı atıyor; sanki aşkla sevgiyle kavrulan her bir fındık ayrı bir hikaye anlatıyor. Tüm köy halkı, bu nadide anları anlamlandırmak için kulak veriyor bu naif ahenkli dansa.
Fındık kavurma serüvenimiz bittiğinde, manzarayı gözler önüne seren tatlı bir uyuşukluk oluyor tüm etrafta. Fındığın yoğun kokusunu içimize çekiyor ve yaşadığımız bu deneyimi minnetle anıyoruz.
İşte Vezirköprü'nün dağ köyünde bir fındık kavurma hikayesi bu dostlar. Tüm sevdiklerinizle birlikte fındıklarınızın çıtır çıtır kavrulduğu ve aşkla yoğrulduğu güzel anılar biriktirebilmeniz dileğiyle... Gerçekten çok basit: Fındıkları kavururken, aşkınızla kavurun, o aşk fındıklara geçsin ve onlara eşsiz bir lezzet katsın.
Gönlümüzü ve damak zevklerimizi köye vurduk biz, bir daha çekip alamadık. Fındık kavurma zamanı geldiğinde, çıtırdığında bile yayılan mis gibi kokusunu soluyorum ve gözlerimi kapatıp dalıyorum hayallere. Sizlerle bu büyülü anları paylaşmak, fındığın bambaşka bir tat katmasından söz etmek istedim.
Dostlarım, fındıklarımızı topladıktan sonra, en belirgin özelliklerinden biri olan ve fındıkların karakteristik özünü veren o güzel kavrulma aşamasına geçiyoruz. Yüzyıllardır dedelerimizin, annelerimizin bilgece tecrübelerinden gelen bir bilgelikle, ateşi düşük tutuyoruz ve fındıklarımızın lezzetini en yüksekte tutmak için bekliyoruz.
Yanımızda oturan köyün dedesi Hasan Amca, fındıkları dikkatlice karıştırıyor, oksijenin her bir fındığa ulaşması için hiç ara vermiyor. Sıcaklığın fındıkların içine sızmasını sağlarken, aynı zamanda o güzelim aromayı dışarıya salmamızı sağlıyor. Çıtır çıtır fındıklarımız, dağların, ormanların verdiği o bambaşka bir hava ile birleşiyor ve tüm köyü sarıyor.
Her bir çıtırta bir başkasına sevgi dolu bir merhaba çığlığı atıyor; sanki aşkla sevgiyle kavrulan her bir fındık ayrı bir hikaye anlatıyor. Tüm köy halkı, bu nadide anları anlamlandırmak için kulak veriyor bu naif ahenkli dansa.
Fındık kavurma serüvenimiz bittiğinde, manzarayı gözler önüne seren tatlı bir uyuşukluk oluyor tüm etrafta. Fındığın yoğun kokusunu içimize çekiyor ve yaşadığımız bu deneyimi minnetle anıyoruz.
İşte Vezirköprü'nün dağ köyünde bir fındık kavurma hikayesi bu dostlar. Tüm sevdiklerinizle birlikte fındıklarınızın çıtır çıtır kavrulduğu ve aşkla yoğrulduğu güzel anılar biriktirebilmeniz dileğiyle... Gerçekten çok basit: Fındıkları kavururken, aşkınızla kavurun, o aşk fındıklara geçsin ve onlara eşsiz bir lezzet katsın.