Güneşin doğuşunu izlerken, kuşların cıvıldaşarak yeni bir günün başladığını ilan ettikleri sırada, kırsalın derinliklerinden gelen kendine has bir koku kaplar bütün Salıpazarı'nı: Köy ekmeği yapma günüdür ve her Salı olduğu gibi sabahın erken saatlerinde başlar. Yakılan odun ateşi, köy fırınının tuğla duvarları arasında dolaşırken yaydığı kokunun yanı sıra, bir o kadar da kıvılcım sesiyle doğa ana ile insanın mükemmel uyumunu bizlere hatırlatır.
Köy meydanında bir araya gelen kadınlarımız, ellerindeki un, su ve mayayı ustalıkla yoğurur. Ellerinde bir sanat eseri oluşturdukları hamur, fırına atılmadan önce, özenle açılır ve üzerine bir tutam sevgi eklenir. Küçük çocuklar meraklı gözlerle, büyüdüklerinde kendi elleriyle bu geleneksel ekmekleri yapabilmeyi umarak izlerler.
Havada birbirine karışan köy ekmeği, mis gibi odun ateşi ve yeni başlamış bir günün taze hava kokusu, Salıpazarı’na gelen her ziyaretçiyi büyüler. Tıpkı meydanın kenarındaki çay bahçesinde oturan yaşlı Derviş Amca gibi. Salı günleri köy meydanındaki her zamanki yerinde, gençlere eski hikayeler anlatırken, gözleri bir yandan da fırındaki ekmeğin kabarmasını takip eder.
Meydanda birlik ve beraberlik içinde yapılan köy ekmeğinin her bir dilimi, iş birliğinin, paylaşmanın ve geleneklerin kıymetini her zamankinden daha fazla anlamamızı sağlar. Ve sonunda ortaya çıkan o enfes ekmekler, Salıpazarı'nın her köşesinde sofraları süsler. Ekmeği paylaştığımız komşumuz, dostumuz, birlikte büyüdüğümüz arkadaşımız olur.
Ve böylece, Salıpazarı'nda başlayan her Salı, aslında bir köy ekmeği yapma günü olur. Bu günler, sadece ekmek yapmanın ötesine geçip, aynı zamanda bir araya gelmenin, bir şeyleri paylaşmanın ve birbirimizi daha iyi anlamanın bir yolunu oluşturur. Tüm Salıpazarı'nda duyulan bu güzel koku, bir sonraki Salı gününü dört gözle beklememizi sağlar; bu, hem yeni bir köy ekmeği yapma gününün hem de bir araya gelip, gülüp, hikayeler anlatıp, birbirimize daha da yakınlaştığımız yeni bir günün başlangıcıdır.
Köy meydanında bir araya gelen kadınlarımız, ellerindeki un, su ve mayayı ustalıkla yoğurur. Ellerinde bir sanat eseri oluşturdukları hamur, fırına atılmadan önce, özenle açılır ve üzerine bir tutam sevgi eklenir. Küçük çocuklar meraklı gözlerle, büyüdüklerinde kendi elleriyle bu geleneksel ekmekleri yapabilmeyi umarak izlerler.
Havada birbirine karışan köy ekmeği, mis gibi odun ateşi ve yeni başlamış bir günün taze hava kokusu, Salıpazarı’na gelen her ziyaretçiyi büyüler. Tıpkı meydanın kenarındaki çay bahçesinde oturan yaşlı Derviş Amca gibi. Salı günleri köy meydanındaki her zamanki yerinde, gençlere eski hikayeler anlatırken, gözleri bir yandan da fırındaki ekmeğin kabarmasını takip eder.
Meydanda birlik ve beraberlik içinde yapılan köy ekmeğinin her bir dilimi, iş birliğinin, paylaşmanın ve geleneklerin kıymetini her zamankinden daha fazla anlamamızı sağlar. Ve sonunda ortaya çıkan o enfes ekmekler, Salıpazarı'nın her köşesinde sofraları süsler. Ekmeği paylaştığımız komşumuz, dostumuz, birlikte büyüdüğümüz arkadaşımız olur.
Ve böylece, Salıpazarı'nda başlayan her Salı, aslında bir köy ekmeği yapma günü olur. Bu günler, sadece ekmek yapmanın ötesine geçip, aynı zamanda bir araya gelmenin, bir şeyleri paylaşmanın ve birbirimizi daha iyi anlamanın bir yolunu oluşturur. Tüm Salıpazarı'nda duyulan bu güzel koku, bir sonraki Salı gününü dört gözle beklememizi sağlar; bu, hem yeni bir köy ekmeği yapma gününün hem de bir araya gelip, gülüp, hikayeler anlatıp, birbirimize daha da yakınlaştığımız yeni bir günün başlangıcıdır.