Salıpazarı Orman Köyü'nden merhaba sevgili dostlar! Sabahın ilk ışıklarıyla uyandığınızı ve pencerenizin önünden bir rüzgar geçtiğini hayal edin. Sabahın erken saatlerinde, doğa uyanır ve tüm canlılar başlarlar günlük yaşamlarına.
Bugün sizlere Salıpazarı Orman Köyü'nden bir mektup yazıyorum. Belki birçok kere denk geldiğiniz ama bir türlü keşfetme fırsatı bulamadığınız bu minik cenneti sizlere anlatmak istiyorum. Başlayalım o halde. En iyisi koku üzerinden tarif etmek. Yeşilin milyonlarca tonu ve doğal yaşamın her türlü renginin iç içe geçtiği bu ormanda, havanın kokusu bile farklı, bir başka. İlk adımınızı attığınızda buram buram toprak ve çam kokusu karşılar sizi.
Yamaçları tırmandığınızda ise çiçeklerin, nehirin ve belki de en önemlisi sessizliğin sesi var. Evet, yanlış duymadınız; burada sessizliğin bile bir sesi var. Dışarıdan böyle bakıldığında sanki hiç hareket yokmuş gibi gözüken bu orman aslında nefes alıyor, yaşıyor, size anlatacak bir sürü hikayesi var.
Geçtiğimiz hafta sonu köylümüz Hasan amca’nın tarlada hasat yaptığı mısır, şimdi ocağa odun yapıldı ve bize çay demleyerek sohbet eşliğinde ekmeklerimizi kızartıyor. Soframızda, Fatma teyzenin elleriyle hazırladığı taze koyun peyniri ve tarladan toplanan sebzeler var. Sabah kahvaltımız böyle olur Salıpazarı’nda.
Öğleden sonra toplanan yaban mersinleri, akşamüstü Ayşe ninenin tatlısına dönüşür. İşte böylesine basit ama bir o kadar da mutluluk veren şeylerle dolu bir yaşamımız var burada.
Ormanda her zaman bir şeyler oluyor ve aslında bu sakinliği bu hareketlilik, bu sessizliği sağlıyor. Dışarıdan bakıldığında, hareketsiz ve sessiz gibi görünen bu orman aslında iç içe geçmiş hikayeler, anılar ve yaşamlarla dolu.
Son olarak ben bu köşede size anlattıklarımla dahi bu güzel köyümüzün hikayesini tam anlatamam ama benden söylemesi, bir gün yolunuz düşer de uğrarsanız, bir hafta sonu bile olsa Salıpazarı Orman Köyü'ndeki bu sessiz yaşama tanıklık etmek, siz de bu sessizliğin mektubunu yazmak isterseniz bekleriz. Şimdilik hoşça kalın, sağlıkla kalın...
Bugün sizlere Salıpazarı Orman Köyü'nden bir mektup yazıyorum. Belki birçok kere denk geldiğiniz ama bir türlü keşfetme fırsatı bulamadığınız bu minik cenneti sizlere anlatmak istiyorum. Başlayalım o halde. En iyisi koku üzerinden tarif etmek. Yeşilin milyonlarca tonu ve doğal yaşamın her türlü renginin iç içe geçtiği bu ormanda, havanın kokusu bile farklı, bir başka. İlk adımınızı attığınızda buram buram toprak ve çam kokusu karşılar sizi.
Yamaçları tırmandığınızda ise çiçeklerin, nehirin ve belki de en önemlisi sessizliğin sesi var. Evet, yanlış duymadınız; burada sessizliğin bile bir sesi var. Dışarıdan böyle bakıldığında sanki hiç hareket yokmuş gibi gözüken bu orman aslında nefes alıyor, yaşıyor, size anlatacak bir sürü hikayesi var.
Geçtiğimiz hafta sonu köylümüz Hasan amca’nın tarlada hasat yaptığı mısır, şimdi ocağa odun yapıldı ve bize çay demleyerek sohbet eşliğinde ekmeklerimizi kızartıyor. Soframızda, Fatma teyzenin elleriyle hazırladığı taze koyun peyniri ve tarladan toplanan sebzeler var. Sabah kahvaltımız böyle olur Salıpazarı’nda.
Öğleden sonra toplanan yaban mersinleri, akşamüstü Ayşe ninenin tatlısına dönüşür. İşte böylesine basit ama bir o kadar da mutluluk veren şeylerle dolu bir yaşamımız var burada.
Ormanda her zaman bir şeyler oluyor ve aslında bu sakinliği bu hareketlilik, bu sessizliği sağlıyor. Dışarıdan bakıldığında, hareketsiz ve sessiz gibi görünen bu orman aslında iç içe geçmiş hikayeler, anılar ve yaşamlarla dolu.
Son olarak ben bu köşede size anlattıklarımla dahi bu güzel köyümüzün hikayesini tam anlatamam ama benden söylemesi, bir gün yolunuz düşer de uğrarsanız, bir hafta sonu bile olsa Salıpazarı Orman Köyü'ndeki bu sessiz yaşama tanıklık etmek, siz de bu sessizliğin mektubunu yazmak isterseniz bekleriz. Şimdilik hoşça kalın, sağlıkla kalın...