Çarşamba köyünde ne zaman bir düğün haberi kulağımıza gelse, küçük büyük herkesin yüzü bir anda parlar, çünkü biliyoruz ki bizi eğlence dolu, coşkun ve kaliteli bir zaman bekliyor. Bir yandan davulun zurnanın sesi, diğer yanda köyün mis gibi taş fırından yayılan kokular, yavaş yavaş kendinizi o nostaljik düğün havasının içerisinde buluverirsiniz. İşte bu duygusal atmosfer içerisinde geçen Çarşamba köy düğün hatırasına gelin hep birlikte bir yolculuk yapalım.
Düğün sabahının erkenden, hafif ayazlı bir havayla uyandığımızda, genç kızların güzelleşmek için hazırlanmaya başladığını, kırmızı şalvarları ve boncuklu yelekleriyle birer birer sokaklarda belirlediğini hatırlarım. Bayram tadındaki bu mutlu günde, damat evi de ayrı bir heyecan yaşardı. Erkekler, "dana kesme" geleneği için toplanır, gözleri parıldayan genç adam için en büyük damı yerleştirene kadar sabırsızlıkla beklerdi.
Gece olduğunda, dağların arasında yer alan köy meydanında büyük bir çadır kurulur, içine misafirlere sunulmak üzere taş fırında pişmiş ekmekler, taze keçi peyniri ve tabii ki bol bol Çarşamba fasulyesi doldurulurdu. Herkes, düğün sahibi ailenin sıcak ve samimi misafirperverliği karşısında adeta mest olurdu. Bu samimi ve sıcak ortam, Çarşamba köy düğünlerinin en büyük güzelliklerinden biri olmuştur her zaman.
Düğün meydanında el ele tutuşmuş dans eden insanları izler, çalan çılgın kemençe sesine ayak uydurur ve birlikte oynardık. Sağda solda komşular, tanıdıklar, hep bir ağızdan “Hayırlı olsun!” temennisinde bulunan gülümseyen yüzler...
Çarşamba köy düğünlerinde hafızalara kazınan o güzel anlar, köyün insanına sıcak, içten ve dolu dolu geçen günler sunar. Hangi kente, hangi ülkeye giderseniz gidin, Çarşamba köy düğünlerini anlattığınızda, herkesin gözünde o manzaralar canlanır. O dost sohbetleri, güler yüzlü insanları, zurnanın davulun sesi, taptaze fırın ekmeği ve tencerede kaynayan fasulyenin kokusu, etrafı sarıp sarmalayan neşe ve muhabbet her zaman hafızalarda kalır.
Unutulmaz hatıralar bırakan bu köy düğünleri, size memleket özlemiyle dolu güzel bir zaman dilimi armağan eder. Çarşamba köyünün eşsiz güzelliklerinden bir tanesi olan bu düğünler, her zaman bir başka güzel, her zaman bir başka özeldir.
Düğün sabahının erkenden, hafif ayazlı bir havayla uyandığımızda, genç kızların güzelleşmek için hazırlanmaya başladığını, kırmızı şalvarları ve boncuklu yelekleriyle birer birer sokaklarda belirlediğini hatırlarım. Bayram tadındaki bu mutlu günde, damat evi de ayrı bir heyecan yaşardı. Erkekler, "dana kesme" geleneği için toplanır, gözleri parıldayan genç adam için en büyük damı yerleştirene kadar sabırsızlıkla beklerdi.
Gece olduğunda, dağların arasında yer alan köy meydanında büyük bir çadır kurulur, içine misafirlere sunulmak üzere taş fırında pişmiş ekmekler, taze keçi peyniri ve tabii ki bol bol Çarşamba fasulyesi doldurulurdu. Herkes, düğün sahibi ailenin sıcak ve samimi misafirperverliği karşısında adeta mest olurdu. Bu samimi ve sıcak ortam, Çarşamba köy düğünlerinin en büyük güzelliklerinden biri olmuştur her zaman.
Düğün meydanında el ele tutuşmuş dans eden insanları izler, çalan çılgın kemençe sesine ayak uydurur ve birlikte oynardık. Sağda solda komşular, tanıdıklar, hep bir ağızdan “Hayırlı olsun!” temennisinde bulunan gülümseyen yüzler...
Çarşamba köy düğünlerinde hafızalara kazınan o güzel anlar, köyün insanına sıcak, içten ve dolu dolu geçen günler sunar. Hangi kente, hangi ülkeye giderseniz gidin, Çarşamba köy düğünlerini anlattığınızda, herkesin gözünde o manzaralar canlanır. O dost sohbetleri, güler yüzlü insanları, zurnanın davulun sesi, taptaze fırın ekmeği ve tencerede kaynayan fasulyenin kokusu, etrafı sarıp sarmalayan neşe ve muhabbet her zaman hafızalarda kalır.
Unutulmaz hatıralar bırakan bu köy düğünleri, size memleket özlemiyle dolu güzel bir zaman dilimi armağan eder. Çarşamba köyünün eşsiz güzelliklerinden bir tanesi olan bu düğünler, her zaman bir başka güzel, her zaman bir başka özeldir.