Çarşamba, sabahın ilk ışıklarıyla uyanırken, lahana kokusu ile neşeli ve canlı bir günün haberini veriyordu. Kasaba merkezine gelmeden, hafif bir rüzgarın getirdiği lahana kokusu, beni çocukluğumun o güzel anılarına doğru bir yolculuğa çıkartıyordu. Kasabanın o eşsiz kokusu içerisinde yaşama olan sevincim yeniden hayat buluyordu. Çarşamba ovasının bu doğal yemyeşil hali, tabii ki, her yıl tekrarlanan geleneksel Çarşamba Lahana Festivali'nin habercisiydi.
Şehir merkezine geldiğimde, sokakları ve caddeleri süsleyen rengarenk lahana resimleri, büyük ve küçük, genç ve yaşlı herkesin festival coşkusunu hissettiriyordu. Bu yıl da Çarşamba Belediyesi'nin organize ettiği festival, yerel halkın ve çevre köylerden gelen misafirlerin akınına uğruyordu.
Ana cadde, hem kokusuyla hem de görüntüsüyle görsel bir şölene dönüşmüştü. Renkli tezgahlar, çeşit çeşit lahana çeşitlerini sergilerken, her bir lahananın farklı bir hikayesi olduğunu hissetmek mümkündü. Minik elma lahanalarından, iri baş lahanalarına kadar çeşit çeşit lahananın büyüleyici dünyası insanları kendine çekiyordu.
Festivale birlikte katıldığımız yaşlı İsmail amca, yıllardır burada lahana yetiştirdiğini ve bu festivalin aslında birlik ve beraberlik anlamı taşıdığını anlatıyordu. Belki de bu yüzden festival, sadece lahana kokusu ile değil, aynı zamanda komşuluk, dostluk ve paylaşmanın sıcak duygusuyla dolup taşıyordu.
Belki de festivalin en güzel yanı, çocukların gözlerindeki ışıltı ve heyecandı. Her biri festivalin kendi içerisinde küçük birer kahramanı olan bu minik bedenler, lahana süslemeleri ve yarışmalarıyla kendi eğlencelerini yaratıyorlardı.
Çarşamba Lahana Festivali'nin hafif meltemi, yüzlerde tebessümler bırakırken, çıtır çıtır lahana yapraklarının çıtırtısı ve köylü teyzelerin lahana turşusu hazırlarken ki sohbetleri kulaklarımda çınlıyordu. Bir yıl daha geçti ve lahana festivali ile Çarşamba, hem gönlümde hem de mide içerisinde güzel bir yer bıraktı.
Bu hikayeyi her yıl yeniden yaşamak, Çarşamba'nın ve lahananın büyülü dünyasını keşfetmek, her zaman bana mutluluk ve umut veriyor. Bir sonraki Çarşamba Lahana Festivali'nde görüşmek üzere...
Şehir merkezine geldiğimde, sokakları ve caddeleri süsleyen rengarenk lahana resimleri, büyük ve küçük, genç ve yaşlı herkesin festival coşkusunu hissettiriyordu. Bu yıl da Çarşamba Belediyesi'nin organize ettiği festival, yerel halkın ve çevre köylerden gelen misafirlerin akınına uğruyordu.
Ana cadde, hem kokusuyla hem de görüntüsüyle görsel bir şölene dönüşmüştü. Renkli tezgahlar, çeşit çeşit lahana çeşitlerini sergilerken, her bir lahananın farklı bir hikayesi olduğunu hissetmek mümkündü. Minik elma lahanalarından, iri baş lahanalarına kadar çeşit çeşit lahananın büyüleyici dünyası insanları kendine çekiyordu.
Festivale birlikte katıldığımız yaşlı İsmail amca, yıllardır burada lahana yetiştirdiğini ve bu festivalin aslında birlik ve beraberlik anlamı taşıdığını anlatıyordu. Belki de bu yüzden festival, sadece lahana kokusu ile değil, aynı zamanda komşuluk, dostluk ve paylaşmanın sıcak duygusuyla dolup taşıyordu.
Belki de festivalin en güzel yanı, çocukların gözlerindeki ışıltı ve heyecandı. Her biri festivalin kendi içerisinde küçük birer kahramanı olan bu minik bedenler, lahana süslemeleri ve yarışmalarıyla kendi eğlencelerini yaratıyorlardı.
Çarşamba Lahana Festivali'nin hafif meltemi, yüzlerde tebessümler bırakırken, çıtır çıtır lahana yapraklarının çıtırtısı ve köylü teyzelerin lahana turşusu hazırlarken ki sohbetleri kulaklarımda çınlıyordu. Bir yıl daha geçti ve lahana festivali ile Çarşamba, hem gönlümde hem de mide içerisinde güzel bir yer bıraktı.
Bu hikayeyi her yıl yeniden yaşamak, Çarşamba'nın ve lahananın büyülü dünyasını keşfetmek, her zaman bana mutluluk ve umut veriyor. Bir sonraki Çarşamba Lahana Festivali'nde görüşmek üzere...