Merhaba sevgili okurlar, geçtiğimiz hafta Samsun'un güzide ovası Çarşamba'da gerçekleştirilen "Lahana Festivali" üzerine deneyimlerimi paylaşmak istiyorum. Derin ve kalabalık bu köy festivallerinin büyüleyici bir havası vardır. İnce ince biçilmiş lahana yapraklarının arasında geçtiğimiz o ilahi günü anlatmaya çalışacağım.
Çarşamba Ovası, genellikle doğal güzellikler ve bereketli topraklar için bilinir, ama geçen hafta manzara bambaşkaydı. Gökyüzü, bu bol lahanayı alkışlarcasına renkli bir sunum sergiliyordu. İlk olarak dikkatimi çeken şey, hasadın yoğun kokusuydu. Hafif bir rüzgar, farklı lezzetlerin uçucu aromalarını taşıyarak etrafı sarmıştı. Biraz daha içeriye yürüdüğümde, sağlam lahanaların fısıltılarını duyar gibi oluyordum; bu, ovanın sonsuz serenadını oluşturuyordu.
Festival alanına girerken, yerel halkın sıcak karşılamasıyla karşılaştım. Yüzlerinde, bu özel festivalin heyecanını yansıtan gülümsemeler vardı. Samsun halkının meşhur misafirperverliğini her yerde görebilirsiniz; bu festivalde de o aynı sıcak karşılama gözler önüne serildi. İnce uzun örgü saçları, kırmızı yanağı ve gelenekselleşmiş kıyafetleriyle Nene Hatun'un standında sergilenen lahana sarmalarının kokusuna kapıldım. Bir lokma aldığımda, ağızda yayılan o ferah ve zengin tat, bir daha asla unutamayacağım bir lezzet oldu.
Festivalde geçirdiğim süre boyunca, genç yaşlı demeden bütün köylülerin coşkusunu izledim. Omuzlarında büyük lahanalar taşıyan minik çocuklar, her bir lahanayı özenle biçen yaşlı teyzeler, hepsi kendi küçük dünyalarında mutluydu. Söz konusu olan oynanan yöresel oyunlar ve türküler eşliğinde, dünyanın başka yerinden gelen turistlerin de katılımıyla adeta bir lahana karnavalına dönüşmüştü.
Geriye dönüp baktığımda, Çarşamba Ovası'ndaki bu festivalin, köyün günlük hayatına ne kadar renk kattığını gördüm. Burada öylesine samimi bir kültürel etkinlikte bulunmak, Çarşamba halkının sıcak kanlılığı ile gerçekten iç ısıtan bir deneyimdi. İnsanın içinden, "Ah, şu lahanaların arasında bir ömür geçse" demek geliyor. Lahana Festivali, hem yerel hem de yabancı ziyaretçiler için unutulmaz bir deneyim olduğunu kanıtladı. Bir dahaki festival için sabırsızlıkla bekliyoruz, değil mi sevgili okurlar? Haftaya yeniden görüşmek üzere, hoşça kalın!
Çarşamba Ovası, genellikle doğal güzellikler ve bereketli topraklar için bilinir, ama geçen hafta manzara bambaşkaydı. Gökyüzü, bu bol lahanayı alkışlarcasına renkli bir sunum sergiliyordu. İlk olarak dikkatimi çeken şey, hasadın yoğun kokusuydu. Hafif bir rüzgar, farklı lezzetlerin uçucu aromalarını taşıyarak etrafı sarmıştı. Biraz daha içeriye yürüdüğümde, sağlam lahanaların fısıltılarını duyar gibi oluyordum; bu, ovanın sonsuz serenadını oluşturuyordu.
Festival alanına girerken, yerel halkın sıcak karşılamasıyla karşılaştım. Yüzlerinde, bu özel festivalin heyecanını yansıtan gülümsemeler vardı. Samsun halkının meşhur misafirperverliğini her yerde görebilirsiniz; bu festivalde de o aynı sıcak karşılama gözler önüne serildi. İnce uzun örgü saçları, kırmızı yanağı ve gelenekselleşmiş kıyafetleriyle Nene Hatun'un standında sergilenen lahana sarmalarının kokusuna kapıldım. Bir lokma aldığımda, ağızda yayılan o ferah ve zengin tat, bir daha asla unutamayacağım bir lezzet oldu.
Festivalde geçirdiğim süre boyunca, genç yaşlı demeden bütün köylülerin coşkusunu izledim. Omuzlarında büyük lahanalar taşıyan minik çocuklar, her bir lahanayı özenle biçen yaşlı teyzeler, hepsi kendi küçük dünyalarında mutluydu. Söz konusu olan oynanan yöresel oyunlar ve türküler eşliğinde, dünyanın başka yerinden gelen turistlerin de katılımıyla adeta bir lahana karnavalına dönüşmüştü.
Geriye dönüp baktığımda, Çarşamba Ovası'ndaki bu festivalin, köyün günlük hayatına ne kadar renk kattığını gördüm. Burada öylesine samimi bir kültürel etkinlikte bulunmak, Çarşamba halkının sıcak kanlılığı ile gerçekten iç ısıtan bir deneyimdi. İnsanın içinden, "Ah, şu lahanaların arasında bir ömür geçse" demek geliyor. Lahana Festivali, hem yerel hem de yabancı ziyaretçiler için unutulmaz bir deneyim olduğunu kanıtladı. Bir dahaki festival için sabırsızlıkla bekliyoruz, değil mi sevgili okurlar? Haftaya yeniden görüşmek üzere, hoşça kalın!