Bir yaz sıcağı yankılanıyor Çarşamba köyünün içinde. Portakal ağaçlarının parfümü, bahçelerden eve çalan mis kokulu reyhan ve yeni biçilmiş samanın kokusu karışık bir lezzet sunuyor adeta. Cırcır böceklerinin melodisi ve kahkahaların uçuştuğu bir Çarşamba akşamı. Çünkü bugün köyde bir düğün var. Bu, tüm beldeyi bir araya getiren, her yerden insanın birbiriyle dans ederek buluştuğu o muhteşem Türk düğünlerinden biri.

Davul ve zurnanın çaldığı bu özel günde, gelin Leyla'nın duvağının altında parıldayan gözleri ve heyecanla yanan yanakları var. 29 yaşındaki bu genç kadın, misafirperver ve nazik yapısıyla herkesin sevgilisi. Onun bu özel gününde herkes bir araya geldi. Hiçbir grup veya çift kalmamış ki davet edilmemiş olsun. İşte böylesine kucaklayıcı bir ortam.

Şenlikler devam ederken, beldeyi bir telaş kaplar; cıvıl cıvıl çocuklar, telaşla etrafı koşturup dururlar, belki de hayatlarının en heyecan verici gününü yaşarlar. Anneler, avluda bulunan büyük kazanlarda sıcak aşlarını karıştırırken, babalar büyük bir dikkatle mangalları kontrol ediyorlar. Gerçek bir misafirperverlik, sizlerin en iyi haliyle ağırlanacağınız bir düğün.

Beldenin renkli simaları, genç- yaşlı demeden çalan her müziğe uyarak oynuyorlar. Cıvıl cıvıl çiçeklerle bezeli cadde boyunca süren bu eğlence, gece yarılarına kadar sürüyor.

Bu büyülü düğün gecesinde, bir köşede duran bir adam dikkat çekiyor. Adamın bakışları gelin Leyla’nın üzerinde. Belki biraz daha dikkatli bakınca anlaşılabilecek bir bakış. Bir aşk, bir hayranlık belki de hüzün… Kendisi hakkında bilmediğimiz birçok şey olsa da, hisleri oldukça açık.

Bu, Çarşamba köyünde geçen bir düğün hikayesi. Unutulmaz hatıralar, kahkahalar, ağlamalar, müzik ve dansla dolu bir gece. Bu hikaye, her sokağını ve evini ezbere bildiğimiz, her köşesinde bir hikaye yatan bir köyden çıktı. Bizler, bu hikayeyi hatırlamaya devam ederiz. Çünkü bu hikaye, bir köy düğününün sıradan bir hikayesi değil; bu bir Çarşamba köy düğünü hikayesi. Çünkü bir Çarşamba köy düğünü, sadece bir düğün değil, hayatın ta kendisidir.